Büyü yapmak ve yaptırmak günah mıdır?

Büyü yapmak ve yaptırmak günah mıdır? Kara büyü, beyaz büyü, kırmızı büyü gibi şeyler yüce rabbimizden istediklerimizi dilemenin kötü adlarıdır. En kuvvetli büyü sadece ve sadece yeri ve göğü yaradandan istemektir. Kimsenin nazarına girmeden, yaradana şirk koşmadan istemektir. Başkalarının sizin adınıza bir şey istemesi sizin istekleriniz karşısında kifayetsizdir. Asıl meziyet doğru istemeyi bilmektir.

Hiçbir şey yapmadan, oturduğumuz yerden hiçbir şeye ulaşamayız. Sır adlı kitapta anlattığı gibi işin sırrı istemeyi bilmektir. Aslında bu kitapta anlatılan şey din kitaplarımızda anlatılan yegane “sır”dan başka bir şey değildir: Yaradandan istemek, yaradandan dilenmek…

Elbette hayatta başarılı olmak herkes isteyeceği bir şeydir. Peki istemekle her şey biter mi? Cevap nettir. Maalesef sadece istemek yeterli değildir. Hayatta istekler için harekete geçmek gereklidir.

Medyumlar Cenâb-ı Hak’tan dilemeyi ve istemeyi bizlerden daha iyi bilen insanlardır. Bu yüzden yolunu kaybeden herkesin tıptan çare bulamadığında kendilerinden akıl alması yapılabilecek en mantıklı harekettir. Medyumlardan büyü dilenmek yerine yüce yaradandan af ve kısmet dilenmek yapmamız gereken tek şeydir. Gerçek paylaşımların yapıldığı bu sayfanın altındaki yorumların hepsini okumanızı tavsiye ederiz.

Büyü yapmak ve yaptırmak neden günahtır?

İslâm’da ilim muhteremdir, her türlü saygıya lâyıktır ve dinimizce öğrenilmesi yasaklanan hiçbir bilgi yoktur. Kötülüğün şerrinden korunmak için sihir bile öğrenilebilir. Fakat sihir denilen şey büyü yapmak değildir.

büyü yapmak ve yaptırmak neden günahtır
İşte affı olmayan o günah!

Peki gelelim en can alıcı soruya: büyü yapmak ve yaptırmak günah mıdır?

Büyü ilmin kötüye kullanılmasıdır. İyilik için kullanılan hiçbir amaç günah değildir. Yüce rabbimiz de böyle buyurur. Hiçbir zaman ilmi kötüye kullanmaya müsâade edilmez. Bu sebeple sihir yapmak haram kılınmış, hatta küfür olarak kabul edilmiştir.

Gıyaplarında ve gaflet ânlarında insanları tesir altına alarak büyük zararlara uğrattığı için sihir son derece veballi ve cezası büyük olan bir günahtır. Onunla ancak Allah’tan korkmayan ve inancı zayıf kimseler meşgul olur. Cenâb-ı Hak şöyle buyurur:

(Ehl-i kitaptan bir tâife) Hz. Süleyman’ın hükümranlığı aleyhinde şeytanların uydurup okuyageldiği (iftirâlara) tâbi oldular. Hâlbuki Süleyman (a.s) (sihir yaparak) kâfir olmadı. Lâkin şeytanlar kâfir oldular. Çünkü onlar, insanlara sihri ve Bâbil’de Hârut ile Mârut isimli iki meleğe indirilen (bilgileri) öğretiyorlardı. Hâlbuki o ikisi: «Biz ancak imtihan için gönderildik, sakın (öğrettiğimiz bilgileri sihir yapmakta kullanıp da) kâfir olma!» demeden hiç kimseye bir şey öğretmezlerdi. İşte bunlardan, kişi ile hanımının arasını ayıracak şeyleri öğreniyorlardı. Fakat onlar, bununla, Allah’ın izni olmadan hiç kimseye zarar verecek değillerdi. Kendilerine faydalı olanı değil de zarar veren şeyi öğreniyorlardı. Şânıma yemin olsun ki onlar, sihri satın alanların (Allah’ın kitabını bırakıp sihirle meşgul olanların) âhiretten nasibi olmadığını çok iyi bilirler. Kendilerini fedâ ederek karşılığında satın aldıkları şey ne kötüdür! Keşke bilselerdi!” (Bakara, 102)